Çocuğu Disipline Etmek

Çocuğu Disipline Etmek
26 Nisan 2017 tarihinde eklendi, 740 kez okundu.

Çocuklarda Disiplin

Anne ve babaların çocuklarla ilgili en çok yakındıkları konuların başında disiplin konusu gelmektedir. Hangi anne ve babayla karşılaşsak mutlaka çocuklarına söz geçiremediklerinden bahsetmektedirler. Bu konuda yardım beklemektedirler. Hatta çocuklarının iyi yetişmesi için her yolu denediklerini ama hiç birinde başarılı olamadıklarını söylemektedirler. Çocuklarını disiplinli bir şekilde yetiştirmeleri konusunda tabi ki hiç bir aileyi suçlayamayız. Zaten öyle de bir hakkımızda yok. Daha önceki bir yazımızda ailenin bir kurum olduğunu söylemiştik. Kurumların ise kendine göre yönetilme ve işleme gibi bir takım yazılı kuralları vardır. Bundan aile kurumu istisnadır. Örneğin belediye bir kurumdur. Belediyenin nasıl yönetileceğine, işleyeceğine, o belediyeye mensup olan insanlara nasıl hizmet gideceğine kadar her şeyin yazılı olduğu kuralları vardır. Ailenin ise böyle yazılı kuralları olmadığı gibi anne ve abaların bu konuda özel bir eğitim almaları da söz konusu değildir. Anne ve babalar tamamen kulaktan duyma, deneme yanılma yoluyla elde edilen ve kendi anne ve babalarından gördükleri bilgilerle yetinmektedirler. Bu nedenle de çocuk eğitimi, çocuğu disipline etme sorun olmaktadır.

Disiplin nedir?

Disiplin kavramı da aileler tarafından çok farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Şimdi disiplin nedir? Önce onu açıklamaya çalışalım. Disiplin; kelime olarak uyulması gereken kurallar olarak tanımlanırken, daha geniş anlamda düzen ve intizam temini için zihni, ahlaki, ruhi, cismani talim ve terbiye olarak tanımlanmaktadır. Disiplin, çocuğu baskı altına alıp onu yönetmek değildir. Disiplin, çocuğun kendi öz denetimini yapabilecek bir seviyeye gelmesi, dışarıda herhangi bir uyarıya gerek kalmadan bazı kurallara kendi kendine uyması demektir. Ancak çocuklar kurallara nasıl uyarlar önce bunu öğrenmek gerekir. Çocuklar dünyaya geldiklerinde hiçbir şey bilmiyorlar onlar kendilerini bir sosyal çevre içinde buluyorlar. Bu sosyal çevrede yaratıcının onlara verdiği kabiliyetleri yetenekleri kullanarak bulundukları çevreye uymaya başlıyorlar. Zamanlada bu çevreden aldıkları davranışlarla kişiliklerini oluşturuyorlar. Yani anne ve baba ne ise çocuklarda öyle oluyorlar.

Çocukların kalpleri daha çok tazedir çabuk incinir

Anne ve babalar çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokacak şekilde disiplin altına alma yerine ona kendi kendini disiplin altına almayı öğretmelidirler. Çocuğa hakaret dolu sözler söyleyerek bir şey yaptırmaya çalışmamalıdırlar. Çünkü çocukların kalpleri daha çok tazedir çabuk incinir. Bu örnekte baba çocuğuna disiplini davranışlarıyla yaşatarak öğretmektedir. Yani çocuk yaptığı yanlış davranışın sonucunu görmekte ve doğru davranışın hangisi olduğuna kendisi karar vermektedir.

Kızmak ve bağırmak çocuğu uyarmak için gerekli olabilir ancak sonucu yararsız

Bazı anne ve babalar için disiplin deyince hemen dayak akla gelmektedir. Yani çocuğu korkutarak, bağırarak şiddete başvurarak isteklerini yaptırmak isterler. Ancak şiddete başvurarak çocuğu disipline etme kesinlikle doğru değildir. Belki anne ve babayı kısa bir süre amacına ulaştırıyor gibi gözükebilir, istediğini o an çocuğuna yaptırabilir. Çocuğa dayak atmakla neyin doğru neyin yanlış olduğu öğretilmez. Dayak sadece bir ceza olarak kalır. Ancak çocuğun kişiliği üzerinde olumsuz etkiler bırakır. Kızmak ve bağırmak çocuğu uyarmak için gerekli olabilir ancak sonucu yararsız ve yıkıcıdır. Ailesine karşı olan güven, sarsılır. Ailesinin kendisini artık sevmediğini düşünür Kendisine herhangi bir durumda kızılan ceza verilen çocuk hem kardeşleriyle, hem de arkadaşlarıyla aralarında bir sorun olduğu zaman aynı şekilde şiddete başvurur. Sürekli dayak yiyen çocuk zamanla ürkek, korkak ve pasif bir kişiliğe sahip olur. Aşırı baskıya maruz kalan çocuklar zamanla evden kaçmayı düşünürler. Yapılan araştırmalarda suçlu çocukların yüzde elli dokuzunun aile baskısında kaçan çocukların oluşturduğu görülmektedir.

Çocuğunuza sürekli emirler yağdırmayın

Bazı aileler, çocuklarının her yaptıklarına karışırlar. Adeta bir komutan edasıyla şunu yap bunu yapma diye sürekli çocuklara emirler yağdırırlar. Oğlum çabuk dersine çalış. Kızım yatağını topla, dişlerini fırçala gibi. Çocuklara bir kıyafet alacak olsalar rengini modelini kendileri seçerler. Çocuğun acıkıp acıkmadığına, uykusunun gelip gelmediğine dışarı çıkarken çocuğun üşüyüp üşümeyeceğine kadar onlar karar verirler. Hatta bu davranışlar çocuk evlenip ayrılsa bile devam eder. Böyle bir aile içinde yetişen çocuklar ailelerinin her işlerine karışmalarından, kararları çocuk adına ailelerinin vermesinden dolayı kurallara karşı kayıtsız kalırlar. Kuralları kendisine birilerinin hatırlatacağını düşünürler. Kendi başlarına karar vermede zorlanırlar, sorumluluk almaktan kaçınırlar. Başbakanlık aile araştırma kurumunun yaptığı bir araştırmada her yüz aileden altmışı çocuğunun her konuda kendisine danışmasını, kendisine sormadan izin almadan bir şey yapmamasını istemektedir. Bu, çocukla yoğun bir paylaşım isteğini içinde taşımakla birlikte, çocuğa hiçbir özgür alan bırakmayan, çocuğun inisiyatifini yatsıyan bir eğilimdir. Bu eğilim kız çocukları söz konusu olduğunda daha (güçlüdür. (kız çocukta %66, erkek çocukta %55 tir Anne ve abalar çocuklarının her işine karışmamalı, onlara sürekli emirler yağdırmamalı, çocuklara küçük sorumluluklar vermeli, sorumluluklarını yerine getirdiği zaman da desteklemelidir. Çocukların zaman zaman hata yaparak, deneme yanılma yoluyla bazı davranışları kazandığını unutmayalım. Örneğin yeni emeklemeye başlayan bir çocuk gördüğü bir sobaya mutlaka dokunmak isteyecektir. O sobanın yanıp yanmadığını elini yakıp yakmayacağını düşünemez. Ne kadar cıss desek başka bir şey desek dinlemez. İlla ki tecrübe etmek isteyecek dokunacaktır. Eli yandığında ise bir daha soba yanmasa dahi artık sobaya dokunmayacaktır. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi çocuklarımızın her dönemde bu tip davranış örnekleri olacaktır.

Kurallarınız varsa nedenleriniz de olmalı

Anne ve babalar olarak çocuklarımızın ısrar ettiği yanlış bir davranışı engelleyemeyebiliriz. Çocuğun yaptığı yanlış davranışın sonucunu görmesini, yaptığı hatayı anlamasını sağlayabiliriz. Örneğin akşam televizyonda maç vardır. Çocuğumuzun da yazılısı vardır. Ama çocuk ikilemde kalmıştır. Sonunda maçı izlemeye karar vermiştir. Ertesi gün girdiği sınavdan da zayıf almışsa onun için bir ders olur. Bir daha derslerini önceden çalışır. Sınav akşamına bırakmaz Bazı ailelerimiz de çocuğa uyması için bir takım kurallar koyarlar, başlangıçta ciddi gibi görünürler çocukla pazarlık yaparlar, hatta kurallara uyduğu taktirde ödüllendireceklerini uymadığı zaman da cezalandıracaklarını söylerler. Ancak aradan biraz zaman geçince unuturlar. Çocuklar da herhangi bir takip olmayınca kurallara uymaktan vazgeçerler. Eğer aileler bu şekilde birkaç kez kendi koydukları kuralları takip etmezlerse zamanla çocuklar bu duruma alışır. Artık konulan kurallara uymazlar. Kendi bildiklerini yaparlar. Örneğin, aile çocuğa ne zaman uyuyacağını, ne zaman kalkacağını, kahvaltısını ne zaman yapacağını, yatağını toplayacağını, dersini ne zaman çalışacağını, eşyalarını etrafa dağıtmayacağını anlatmış, bunlara uymasını istemiştir. Ancak kahvaltı zamanında hazırlanmamıştır. Çocuğun yatağı zamanında hazırlanmamıştır. Çocuk ders çalışmaya başlayacağı zaman televizyon açılmıştır. Kuralların bu şekilde aksadığını gören çocukta bir değişme olmayacak bu şekilde çocuk kuralsızlığa alışacaktır. Ailelerimiz, disiplini bir ceza gibi algılamamalı, yani çocuğu kuşatan ona özgürlük hakkı tanımayan bir durum gibi görmemelidirler. Disiplinde hedef çocuğa istenen davranışları kazandırmak ve onda iç kontrolü sağlamaktır. Çocuğa disiplin uygulamak, Nasrettin Hoca’nın suya gönderdiği çocuğu testiyi kırmaması için uyarması gibidir. Yani bir hatırlatmadır. Oysa testi kırıldıktan sonra verilen ikaz cezadır. Ama testiyi bir daha getirmez. Eğer çocuğa ceza verilecekse bu ceza çocuğun işlediği suça uygun olmalıdır. Kurallarınız varsa nedenleriniz de olmalı. Bu nedenleri bilmek, hem sizin hem de çocuğunuzun hakkıdır. Anne ve babalarda çocuklar herhangi bir suç işlediklerinde değil de daha yanlış davranış ortaya çıkmadan çocuğa neyin doğru neyin yanlış olduğunu hatırlatmalıdırlar. Oysa bazı aileler çocuklara nerede nasıl davranılacağını öğretmezler. Ancak çocuk bir suç işlediğinde komşunun camını kırdığında çocuğu hatırlar ve hemen cezalandırırlar. Ama çocuk bu davranışı bilmeden yapmıştır. Komşuya karşı olan sorumluluklar çocuğa anlatılmamıştır.

Anne ve babalar arasında tutarsızlık olmamalı

Anne ve babaların davranışlarındaki tutarsızlıklar da çocukları yanlışa sürüklemektedir. Örneğin, çocuk ödevlerini yapmadan sokağa çıkmak istemektedir. Anne ise ödevlerini yapmadan sokağa çıkamayacağını söylemektedir. Baba ise “Ya hanım çocuğu zorlama bu günlük bırak çıksın ödevlerini nasıl olsa akşam yapar” diyerek çocuğa destek çıkmaktadır. Bu durum çocuğun hoşuna gidecek başka zaman da anneyi dinlemeyecektir. Çocukla anne zamanla bu tip sorunları yaşamak zorunda kalacaktır. “Bak babam izin veriyor sen neden vermiyorsun” diyecektir. Bu tip davranışlar özellikle evde büyük baba ve büyükannelerin olduğu ailelerde daha çok yaşanmaktadır. Büyükbaba ve büyükanneler, evde çocuklara daha çok arka çıkmaktadırlar.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git