Erken Doğan Bebekler ve Yaşanabilecek Sorunlar

Erken Doğan Bebekler ve Yaşanabilecek Sorunlar
3 Mayıs 2017 tarihinde eklendi, 1.823 kez okundu.

Erken doğan bebekler

Ortalama 40 hafta sürmesi gereken hamilelik, 37. hafta tamamlanmadan sonlanırsa bebek dünyaya gözlerini erken açacak, prematüre olacaktır. Hamilelik döneminde annenin yaşadığı sorunlar ya da plasenta, yani eş organıyla ilgili problemler, bebeğin erken doğma ihtimalini artırır. Annede yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kronik hastalıklar, gebelik zehirlenmesi olması ya da hamilelik döneminde annenin ağır bir enfeksiyon geçirmesi, hamileliğin süresini kısaltabilir. Plasentanın rahme yerleştiği bölge normalden farklıysa, plasenta görevini iyi yapamıyorsa yine hamilelik süresi etkilenir. Çoklu doğumlar da 37. hafta tamamlanamadan sonuçlanabilir. Bazen de bebeğin anne karnındaki gelişimi sorunlu olduğunda, hamilelik süresinin, kadın-doğum uzmanının tercihiyle daha kısa tutulması, bebeğin 40 hafta dolmadan sezaryenle doğması gerekebilir.

Bir bebeğin erken doğduğunu nasıl anlarız?

Erken doğan bebekler, daha narin bir yapıya sahiptirler ve ilk muayenelerinde erken doğmuş olmanın belirtilerini yansıtırlar. Erken doğan bebeklerin cildi incedir. Tırnakları genelde henüz tam oluşmamıştır. Ayak tabanında çizgilenmeler henüz yoktur. Meme uçları oluşmamıştır. Kulak kepçelerinde kıkırdaklar henüz tam oluşmamıştır. Cinsel organlar da gelişmemiştir, erkek bebekte yumurtalıklar henüz torbaya inmemiştir ve kız bebeklerde üstdudaklar henüz altdudakları örtmez. Prematüre bebekler daha ufak ve dezavantajlı doğarlar. Organları daha az gelişmiştir ve normalde bir bebeğin anneden alıp depoladığı demir gibi mineralleri daha az depolayabilmişlerdir vücutlarında. Bu nedenle prematüre bebekler çok daha kolay üşürler, kan şekerleri düşebilir, solunum sıkıntısı yaşayabilirler, bağışıklıkları zayıftır, yenidoğan dönemi fizyolojik sarılığını daha belirgin geçirirler. Beslenmeleri daha zordur, güçsüzdürler. Erken doğan bebeklerde gözde yer alan retina tabakası çok hassastır ve bu bebeklere herhangi bir nedenle oksijen verildiğinde kolaylıkla retina sorunları yaşayabilirler. Ayrıca erken doğan bebeklerde kalp odacıkları arasında açıklık varsa bu açıklık geç kapanacaktır. Kasık fıtığı erken doğan bebeklerde daha sıktır. Kansızlık ve kan kalsiyum düzeyinde düşüklük sıktır. Erken doğan bebekler daha kolay hastalanabilirler, bu bebeklerde kana mikrop karışması ve idrar yolu enfeksiyonu gibi enfeksiyonlar da daha sıktır. Tüm bu nedenlerle erken doğan tüm bebeklerin itinayla izlenmeleri gerekir. Yenidoğan uzmanı bir çocuk sağlığı uzmanı, yani bir neonatalog muhakkak prematüre bebeğin durumunu değerlendirmelidir.

İlk günler içerisinde yaşanabilecek sorunlar

Bebeklerde Yaş akciğer

Yenidoğan bebeklerin % 1 ila 2’sinde ilk saatler içerisinde ortaya çıkan geçici solunum sıkıntısına yaş akciğer adı verilir. Doğum anında hiçbir sıkıntı yaşamayan, Apgar skorlamasında yüksek puan alan, sorunsuz bebeklerde de gözlenebilir. Yaş akciğeri olan bebek aniden sık nefes alıp vermeye başlar. Bunun sebebi doğum anında bebeğin akciğerlerinin ıslak kalmasıdır, sezaryenle doğan bebeklerde görülme ihtimali yüksektir. Yeni doğan bebeğin akciğerlerinin yaş kalması, geçici bir sık nefes alma durumu yaratır.

Bebek annenin karnındayken akciğerlerini kullanmaz, plasenta organı aracılığıyla anneden direkt kan yoluyla gelen oksijeni kullanır. Anne bebeği için de nefes alır verir. Anne karnındaki bebeğin akciğerleri sıvıyla doludur. Doğum yaklaştığında ve de doğum anında akciğerlerin içerisindeki sıvı azalır, hızla akciğerlere dolan havanın etkisiyle tamamen yok olur. Normal doğum esnasında bebek anne kanalından geçerken akciğerler sıkışır ve kalan sıvı kolaylıkla atılır.

Doğumdan sonra da akciğerde kalan sıvı bebeğin ağız yoluyla ya da kanına karışarak kaybolur gider. Sezaryenle doğan, anne karnında sigaranın etkisinde kalan, annesi diyabetli olan ya da ayına göre ufak doğan bazı bebeklerde akciğerler 24 saat ile 72 saat süreyle yaş kalabilir. Bu durumda bebekte sık soluma, solunum güçlüğü ve hafif morarma gözlenir. Sık ve zor nefes alan bebeklerde eğer yapılan fizik muayene ve de gerekliyse çekilen akciğer grafilerinde akciğer ya da kalp dokusuna ait bir hastalık tespit edilmezse, sorun akciğerin yaş kalması olabilir. Akciğeri yaş olan bebekler 1-2 gün süreyle solunum ve kalp fonksiyonları açısından yakınen takip edilmelidirler. Bebeğe serum takılarak kuvözde izlenmesi ve düşük düzeyde oksijen verilmesi gerekebilir. Bebek 3. gününde kalıcı bir sorun gelişmeksizin normale dönmüş olur.

Bebeklerde Kalpte üfürüm

Çocuk hekimleri bebekleri muayene ettiklerinde, kimi zaman kalpte üfürüm duyarlar ve hastalarını bir çocuk kardiyoloğunun görmesini isterler. Çok şükür ki, duyulan bu üfürümlerin üçte ikisi tamamen normal kan akışı titreşimlerinden başka bir şey değildir. Masum üfürümlerdir. Yenidoğan döneminde hem normal, hem de kalp hastalıklarına bağlı üfürümler sık olduğundan, çocuk hekimi bebekte üfürüm olup olmadığını muhakkak muayene ederek teyit etmeye çalışacaktır. Bebekte üfürüm duyulursa ve sebebi bir kalp hastalığı ise, yine çok şükür ki çoğunun çaresi mevcuttur. Kalbinde üfürüm duyulan bebeğin kalp odacıkları olan üstteki kulakçıklar arası ya da alttaki karıncıklar arası ufak bir delik söz konusu olabilir, bu tarz oluşum bozukluklarının çoğu ameliyata bile gerek kalmadan, zamanla kendiliğinden düzelir. Kapanmayan kalp boşlukları arası delikler için, yamayla kapanmanın sağlanacağı ameliyatlar gerekebilir. Hemen ameliyat gerektirecek, kalbin doğuştan fazlaca bozuk yapıda olduğu durumlar çok şükür ki sık değildir.

Hekim bebekte bir üfürüm duyduğunda bebeği bir çocuk kalp uzmanının görmesini isteyebilecektir. Yine çok şükür ki çoğu zaman akciğer filmine ya da kalp elektrosuna gerek yoktur, sadece uzman muayenesi ve gerekirse kalp ekokardiyografi (kalp yapılarını gösteren ultrason) tetkiki yeterli olur. Bu nedenle özellikle normal olduğu düşünülen üfürümlerde yeni doğum yapmış anneye hissettirilmeden, ailenin diğer fertlerini devreye sokarak çocuk kardiyoloğu muayenesini organize etmek büyük önem taşır. Bebeğe hiçbir problem çıkartmayacak ama kalple ilgili olduğu için annenin kalbine korku salacak bir durumu anneye hemen yansıtıp annenin sütünün kesilmesine sebebiyet vermek tabii ki doğru değildir.

Tüm bu nedenlerle kalpte üfürüm duyulan bebeklerde eğer kalp problemi hemen müdahaleyi gerektirecek kadar acil bir duruma işaret etmiyorsa, bebeğin yanı sıra annenin de kalbinin korunması gerektiği aşikârdır.

Peki bebeklerde / çocuklarda niçin normal (masum) üfürümler duyulabilmektedir?

Kan kalp boşluklarından damarlara geçerken, 5 noktada iki boşluk arasında uyumsuzluk oluşur, kan çok geniş bir boşluktan daha dar olan damar içine geçerken bir üfürüm oluşmasına sebebiyet verebilir. Kalbin sağından akciğere giden atardamara kan geçerken, kalbin solundan ana atardamarımız olan aorta kan geçerken, aorttaki kan daha ufak atardamar dallarına geçerken, akciğere giden ana atardamar dallanırken ve de büyükçe toplardamarlar en önemli toplardamar olan “superior vena cava”yla birleşirken. Üstelik bebek/çocuk kalbinin dinamiği de farklıdır erişkinlere göre. Yenidoğanda normal nabız dakikada 120-140 arasıdır, bebek ağladığında 170 kalp atışına çıkabilir. Oysa ki erişkinlerde nabız, eğer yoğun spor yapılıp kalp güçlendirilirse dakikada 40-60’a kadar düşebilmektedir. Çok atan kalpte de üfürüm oluşma ihtimali doğal olarak yüksektir.

 

Kaynak: 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git